Google Yeni Eşiniz Olabilir, İşinizi Çalabilir, Dikkat Edin !

  • Haberin Tarihi: 02/06/2015
  • Bu haber 2339 defa okundu.
  • Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş
Google Yeni Eşiniz Olabilir, İşinizi Çalabilir, Dikkat Edin !

Google yeni alınan haberlere göre insanlar kadar hissiyata sahip, bizimle takılabilecek, hatta flört edebilecek makineler yaratma çabasında. Bu iddiaların sahibi ise tam bir “Yapay zeka uzmanı”olan ve Google tarafından 2 yıl önce işe alınan Geoffrey Hinton.

Geçen hafta Guardian’a yaptığı açıklamada, “Bu o kadar da uzak bir ihtimal değil. Onların size arkadaşlık etmemesi için, ya da onlarla birlikte bir arkadaş gibi olmamamız, duygusal bir bağ ile bağlı olmamamız için bir sebep göremiyorum.” ifadelerini kullandı.

Bundan yaklaşık 1 yıl önce Google‘un mühendislik müdürü ve ayrıca diğer bir yapay zeka uzmanı ve optimisti olan Ray Kurzweil, 2029 yılına kadar bilgisayarların insanlarla duygusal bir bağ kurabilecek düzeye gelmelerini beklediğini söylemişti. Biz daha kelimelerle zor ifade ederken, bir bilgisayarın duygularını nasıl ifade edip gösterebileceği konusunda oldukça şüpheliyiz elbette. Belki duygularını kod olarak ifade ederler, kim bilir?

Bana göre ise asıl problem, böylesine bir teknolojinin çok farklı bir dataset gerektirecek olmasıdır. Henüz biz kendimizi zar zor ifade ederken böyle bir dataset oluşturabilmek ise pek de mümkün değil. Olaya matematiksel açıdan bakarsak iki artı iki her zaman dört eder, burada bir sıkıntı yok. Ancak “aşk” ne demektir desek, her yazar, her şair, her insan farklı bir fikir ortaya koyacaktır ve “aşk şudur” diye ortak bir kanı asla olmayacaktır.

Hinton’un Google‘da üzerinde çalıştığı şey aslında Apple‘ın Siri’si, bilim kurgunun “Her” den Samantha’sı ve “Ex Machina” dan Ava arasında bir şey yaratmak. “Düşünce vektörleri” adını verdiği, düşüncelerin kodlara dönüştürülüp ifade edilebildiği bir proje üzerinde çalışsa da ne kadar başarılı olabileceği bilinmiyor.

İlk başta bu konsepte olan tepkim, bakış açım, Kurzweil’in düşünce ve duyguları enkode ederek ikilik oluşturması düşüncesine olan tepkimle aynıydı. Böylesine bir dataset günümüzde mümkün olmamakla beraber bunun sebebi de bu duyguların tamamen dile dayalı olması, beynimizin elektrik dalgalarını mantıklı bir şekilde dönüştürüp ifade edebilmemizdir. Böylesine bir karmaşa ve harika bir olayın bilgisayarların bilgiyi işleyip dijital ortama aktarmasının nasıl mümkün olacağını, ya da olup olamayacağını yakında göreceğiz.

Ben dili her zaman bir nehir olarak görmüşümdür. Kaynağı her zaman saklı olan koca bir nehir, bazen yüksek dağların tepesindeki karlardan gelen, bazen yerin derinliklerinden çıkan bir su kaynağından gelen sulardan, ya da bulutlardan düşen yağmur damlaları sayesinde oluşan bir nehir. Bu kaynakların herhangi birinden gelen bu nehir, herhangi bir yöne akabilse de genelde izlediği yol bellidir. Ancak işin karmaşıklaştığı alan, bu nehrin biraz çaba ile kendine yeni yollar açabilmesi, farklı rotalar izleyebilmesi, ufak bir müdahale ile bambaşka bir yola girebilmesidir.

Bir nehrin küçük bir parçasını elde etmek, bir şişeye koyup statik bir hal kazandırmak mümkün olsa da bu sürecin ardından elde edilen su, güzelliğinden ve gücünden mahrum bırakılacaktır. Bir nehri tamamen şişeleseniz, milyonlarca şişeyi aşıp bir depoya koysanız dahi, bu deponun içinde nehir var diyemezsiniz. O depoda sadece şişelenmiş sular vardır. Hadi bunu başardınız diyelim, şişelediğiniz nehir, kaynağından hala akmaya devam edecektir. Bu yüzden bu nehri tamamen kontrol altında tutmak, akan her damla suya sahip olmak imkansızdır. Dil de aynı bu şekildedir. Dili alıp bir koda, ya da bir dizi dataset’e hapsedemezsiniz. Etseniz dahi milyonlarca olasılığa ve çeşitliliğe sahip olan dili tüm kapsamı ile ele alamazsınız.

Her ne kadar bunun yakın zamanda mümkün olmayacağını düşünsem de yaşlılığımda belki bu günleri görebilme ihtimalimi de gözardı etmiyorum.

Hinton’un şuan gerçekten bir şeyler başarabilme ihtimali beni korkutuyor. Benim nehir örneğini vererek anlatmaya çalıştığım bir problem üzerinde çalışıyor ki bu da dilin yapısından, kelimelerden ve gerçek anlamdan da öte bir şey demektir. Aslında Hinton’un sistemi kelime kullanımında yapılan hataları ve insanlar gibi doğru cümleleri kurabilene kadar kurulan yanlış cümleleri size söyleyen bir geri dönüş sistemi kullanıyor.

Diğer bir deyişle, eğer bu işe yararsa, böylesine bir sistem sürekli olarak akan bir nehri kontrol altında tutabilir.

İnsanların iletişimindeki ince çizgiyi de unutmayan Hinton, ironi, flört, espri gibi iletişim stillerinin belli prensiplere sahip olma şartı ile bilgisayarlarda da bulunması gerektiğini düşünüyor. Guardian’a yaptığı açıklamada, “İroniyi elde etmek zor olacak. Öncelikle edebi dile hakim olmanız gerekiyor. Amerikalıların da ironiden çok anladığı söylenemez.” ifadelerini kullandı.

İroniden bahsetmişken, insan dilini ve iletişimini yalamış yutmuş bilgisayarlarla, dostlarınızla konuşur gibi muhabbet ettiğinizi bir düşünün. Kullandığınız kelimenin her türlü anlamını bilen, ve söylemek istediğiniz anlamı seçebilecek ve bunu anlayıp ona göre cevap verebilecek bir bilgisayarı karşımızda görmek oldukça garip olacak.

Uzun vadede böyle bir sistem insan dili ve iletişimini bambaşka bir boyuta taşıyarak edebiyat ve şiir alanında yeni bir Rönesans bile yaratabilir.

Ya da, sadece benim işimden kovulmama sebep olabilir. Benim gibi düşünen insanlar arasında Elon Musk, Stephen Hawking ve Bill Gates gibi zeki insanların bulunduğunu da unutmamak gerek. Rio Grande’yi şişelemeye çalışan ya da bir metafor yazmaya çalışan bir robot görürseniz, lütfen bize haber verin. Bizde onu pistten alalım

Bu yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  • Mustafa
    8 Haziran 2015 16:54

    sabırsızlıkla bekliyorum :)

Bir Yorum Yazın